12 Şubat 2014 Çarşamba

12 Şubat- Kediyi öldüren genç.

Bu gün yazacaklarımı daha iyi anlayabilmek için 9 şubat yazımı bir kez daha okuyabilirsiniz.



  bir genç bir kediyi vahşice öldürmüş.

Bütün internette bir linç enerjisi var.. yakaladıkları yerde saldıracaklar, dövecekler öldürecekler.. çocuğun kediye yaptığını ona yapacaklar.. ve bunu yapanların başına da aynı şeyler gelecek.. birileri de bir gün onları linç edecek.. ve gün gelecek linç edeni de linç eden çıkacak.. bu linç, bilinçli insanlar bu döngüyü durdurana kadar devam edecek.
Linç döngüsü ülkemizde uzun zamandır dönüyor.. yeni değil.. döngüye her geçen gün yeni insanlar katılıyor.. hiç birinin birbirinden farkı yok gibi.. kediyi öldüren ile kediyi öldüreni öldüren arasında hiç fark yok..
Kediye merhamet etmeyenle, kediye merhamet etmeyene merhamet etmeyen...

Resmini gördüm o gencin.
Kimileri bakarken bir psikopat bir katil, bir cani, bir satanist görüyor.
Ben baktığımda Tanrıyı görüyorum. Yaradan'ı görüyorum. Onun yaratışı dışında kalan hiç bir varlık yok.. havadaki, sudaki, topraktaki, ateşteki, ruhtaki, her bir parçacık bizzat Yaradan'ın kendisidir. Yaradan'ın dışında hiç bir şey olmadığı için yaradan her şeyi kendinden yaratmıştır. Demekki bu çocukta, o kedi de bizzat Yaradan'ın varlığıdır. Ve biz ve her şey... tümlük Onundur ve Odur.

Gözlerinde Yaradan'ı görebilen biri bu çocuğa nasıl kıyar. O, kedinin gözlerinde Yaradan'ı görememiş. Görememiş çünkü kalbi kapalı. Çünkü o ırzına geçilmiş yaralı bir çocuk. İçindeki çocuk öyle yaralı ki kendisine ne yapıldıysa aynısını dışarıya vurmak istiyor. Babasından yediği dayakları, ailesinin sevgisizliğini, ilgisizliğini, içine doğduğu tehlikeli arkadaşlıkların enerjisini, içine düştüğü death metal müziğin nefretini, bilgisayar oyunlarında normalleştirilmiş cinayetleri.. Kalbi kapalı ve karması ağır olan bu ruh için dua edelim.

İmza kampanyasına ben de katılmak istedim.. ama içine öyle bir nefret sinmişti ki... benim kalp frekansımla uyuşmadığı için bilgisayar kampanyayı bir türlü açmadı.. bir türlü olmadı. ( en nihayet kişiye yönelik nefret göndermeyen  ve hayvanlara saldırının suç sayılması için açılmış başka bir imza kampanyası çıktı karşıma ve onu imzaladım)

Evet katılıyorum cezası ne ise ödemeli.. karması da bunu gerektirir. Aklım böyle diyor...

Kalbim ise diyor ki.. her ruh iyileşebilir..

Aklıma bir Budist anlatısı geliyor..
Zamanın birinde Hindistan'da çok korkulan bir seri katil varmış.. Buddha'nın zamanında yaşamış.. bir şekilde yolu Buddha'nınkiyle kesişmiş, ve bu karşılaşmada katilin ruhu içinde hapsolduğu ilizyonun, ve kalbindeki derin üzüntünün ve suçluluk duygusunun farkına varmış..
Buddha onu yanına almış. Bir monk olan katil ömrünün geri kalanını insanlığa hizmet ederek geçirmiş..

Hapishane sistemimiz de diğer bütün sistemlerimiz gibi çürük kokuyor.. katil olarak içeri giren 10 yıl sonra daha psikopat çıkabilir..

Nerede yanlış yapıyoruz..

Mesela hapishaneler olmasaydı da onun yerine suç işlemiş ruhları şifalandıracak merkezler olsaydı.. ruh hastahanelerinden bahsetmiyorum,, onlar da kokuşmuş.. bahsettiğim merkezlerde bir kaç monk, bir kaç ruhani öğretmen, bir kaç psişik doktor, bir kaç şifacı, şaman olsa...
Ve suç işleyerek gelen ruhları insanlığa geri kazandırsalar..

Bu bir hayal gibi gelse de kulağa dünyanın geleceği budur.. içine girdiğimiz bu yeni dönem ruhani teknolojinin dönemidir..

Lütfen kendisi için dua edelim.. bütünün hayrına kalbini açması için ve karmasının temizlenmesi için, ve ülkemizi saran bu linç döngüsünün sona ermesi için, dünyaya sevgi ve merhametin hakim gelmesi için dua edelim.