9 Aralık 2016 Cuma

Yeni jenerasyon çocuklar ve ebeveynleri

Yeni jenerasyon çocuklar ve ebeveynleri



Biz mi onları eğiteceğiz, yoksa onlar mı bizi eğitmeye geldiler...

Türk ebeveynlerin belki çoğu, çocukları eğmemiz, bükmemiz, şekillendirmemiz gereken cahil, çaresiz ve zayıf küçük minicik şeyler gibi görüyor. Oysa yeni jenerasyonun  belki çoğu ruhen bizden çok daha yaşlı ve deneyimli.

Dünyalıları, dünyalarını yoketmeden önce eğitebilmek, ruhani evrimlerini hızlandırabilmek, onlara galaktik çağa geçişlerinde yol gösterebilmek için son bir kaç hayattır dünyaya enkarne olan ya da dnalarını yeni jenerasyon insanlara geçiren bizden milyonlarca yıl ileri bir teknoloji ve bilinç seviyesinden gelen bu varlıklara ''Sütünü içmeden masadan kalkmak yok'' diyoruz belki.

Sanki çok yüksek enerjilerini bu insan bedenine indirebilmeleri yeterince zor değilmiş gibi, sanki her istediklerini düşünce gücüyle eforsuzca yaratabildikleri bir enerji alemden -herşeyin vakit aldığı bu fizik aleme gelmek ve uyumlanmak yeterince zor değilmiş gibi bir de baskıcı ebeveynlerle uğraşmaları ve onları eğitmeleri gerekli.. Zor. Ama gönüllü olmuşlar.

Kızım Maya 4 yaşına girmek üzere. Hem Türkiye'de hem Japonya'da hem de seyehatlarimizde uğradığımız başka ülkelerde ebeveynleri gözlemleme şansım oldu. En baskıcı biziz... Türk ailesi.. Hem annesi hem babası..
Ne yenecek, ne içilecek, ne giyilecek, ne giyilmeyecek... Parkta çocuk biraz koşsa, biraz hızlı tırmansa merdivenleri, biraz yüksek sallansa hemen durdurma, azarlama... Biraz ateşlense hemen antibiyotikle bastırma. Kısaysa boyunu uzatmaya çalışmak, zayıfsa şişmanlatmaya.. Biraz çıplak kalsa zorla giydirmek vs. Biz çok seviyoruz ya.. Sanki çocuğunu bebekken havuza bırakıp yüzmeyi öğreten, karda çıplak oynatan başka ulusların insanları sevgiyi anlamıyor.. Biz anlıyoruz..

Bizlere unutturulmuş beden bilgeliğimiz. Bedenimizin neye ihtiyaç duyduğu önemsizleştirilmiş. Bizim için iyi olduğu öngörülen neyse ona garkedilmişiz. Aile, hekim ve öğretmenler elbirliğiyle fabrika çıktısı gibi birbirine benzeyen insanlar yaratmaya çalışmışlar. Şimdi yaşımız ilerlerken yeniden keşfetmeye başladık beden dilimizi, bilgeliğimizi ve kendimize has halimizi.
Bu beden ilaçsız iyileştirebiliyormuş kendini ; ve iyileştirdikçe de güçleniyormuş. Ne tür yiyeceğe ne zaman ihtiyaç duyduğunu biliyormuş bu beden.
Proteini vitamini kağıt kalamle hesaplamaya gerek yok...
Sanki bütün çocuklara aynı diet iyiymiş gibi, sanki bütün çocuklara aynı saatte yemek aynı saatte uyumak iyiymiş gibi davranmaktan vazgeçelim. Her biri kendine has. Herbirinin beden kullanma klavuzu birbirinden farklı .. ve dahası biz ebeveyn olarak o klavuzda ne yazdığını bilmiyoruz.. Bunu onlar biliyor..

Maya bir süredir 'Ben gökyüzünden geldim ve UFOlar arkadaşım' diyordu.

Bu gün dediki 'Gökyüzüne gitmeden önce öldüm.'
Sordum:
'Peki öldüğünde mutlu muydun, üzgün müydün?
''Çok mutluydum. Çünkü yeni bir Maya olarak gelecektim''
'Öldüğünde kadın mıydın, erkek mi?'
''Öldüğümde babanneydim, bir tane oğlum vardı''

Dedim ki Maya, ben de çok öldüm ve yeniden geldim 'yeni bir ben olarak.

Dedi ki: ''Ben çok ölmedim, 2 defa öldüm, iki defa yeni Maya olarak geldim. 2 kere babanneydim''

Vaav dedim, 'bunu anneannene anlat bu gün'.
''Hayır'' dedi. ''Anneannem anlamaz.''
Güldük.

Sonra ayaklarının soğuk olduğunu ve çoraplarını giymesi gerektiğini söyledim.
''Ben çıplak ayak gezmeyi seviyorum dedi''

Israr etmedim. Benim en önemli kırmızı çizgilerimden biri olan ÇORAP mevzusunu bir kenara bıraktım, çizgiyi de sildim. Öyle seviyor.
Saygı duymayı öğrenmeliyim.
Ben gece 3 kazakla 2 battaniyeyle yatabilirim. Maya buz gibi bir kış gecesi ince bir tişörtle ve pikesiz yatar. Üstüne örttüklerimizi de üstünden atar.

Çocuklarımız bizden ve birbirlerinden farklı. Bunu görelim, anlayalım. Onlara saygı duyalım.