25 Eylül 2015 Cuma

Free hug deneyim ve gözlemlerimiz


Free hug etkinliğini youtube'da ilk izlediğimde ve sonra her izleyişimde duygulanıp ağlamıştım ve bir gün bunu ben de yapabilmeyi çok istemiştim. O gün bu günmüş. İnsanın , yaptığı şovdan öte bir şey ise, amacı kalpten akan sevgiyi paylaşmak ise, bunu yapabilecek kadar açık kalpli olabilmesi için belli bir hazırlık ve evrimden geçmesi gerekliymiş. Onun için ilk izlediğim yedi yıl önce bir gün değil de bu güne kısmetmiş. Yedi yıl boyunca kalbim buna ve daha fazlasına hazırlanmış.

Bütünün hayrına olmasına niyet ederek açtık kollarımızı sırayla ( Nöbetleşe Maya ile ilgilendik). 

Kimisi sevgiden korkuyordu; gözlerini gözlerimden korkuyla kaçırdı. Aman beni görmesin der gibi.

Kimisi homofobik... Aman sakın değmesin der gibi.. Yanımdan geçerken seksüel hayatımla ilgili sesli tahminlerde bulunanlar oldu.

Kimisi sevgimden utandı. Gözlerini utanç hissiyle kaçırdı. Sanki kendini sevgiye layık görmedi. Öylelerinin üstüne doğru yürüdüm ve kollarımı açtım. Sarılınca  bir rahatlama ve gevşeme yaşadılar. 

O kendini sevgiye layık görmeyenlerin kimine ulaşamadım. Bu gece ve takibinde inanıyorum ki kendilerine 'o yabancıya neden sarılamadıklarını' sorgulayacaklar

Kimi bir hayvanat bahçesinde ilk kez karşılaştığı tropikal bir hayvanla karşılaşmışçasına fotoğrafımı çekmek istedi. İzin vermedim tabi.

Kimileri gözlerinde parlayan ışıkla üstümüze koştu. Şefkatle, sevgiyle, kardeşçe sarıldı. En derin duygularını kuvvetli sarılışlarıyla, sırt sıvazlayarak ya da sırtı pışpışlayarak, teşekkür ederek gösterdiler. O sarılmalarda adeta sevgi patlaması yaşandı ve gören görmeyen geniş bir alandaki tüm insanları ve mekanı etkiledi. Neşe yarattı. 

Yuka bu deneyimin kalbimizi daha da açtığını hissettiğini söyledi. Çok iyi hissettik. 

Sonra O geldi. 

Zabıta aracı önümde durdu. İçinde 3 adam vardı ve enerjileri üstüme nefret ve linç etme isteği olarak saldırdı. Elimden Free hugs kartonumu aldılar.' Ama niye ?'diyebildim...

Bu saldırının etkisini atlatabilmem yaklaşık 15 dakikamı aldı. 15 dakika canım çok acıdı. Sonra o 3 adamdan bana en yakın olanın gözlerini hatırladım. Simsiyahtı.. Ve derinliklerinde korku vardı. Korkuyordu. Sevginin yayılmasından korkuyordu, dünyanın değişmesinden korkuyordu, hapishanesinin kapılarının açılmasından ve özgür kalmaktan korkuyordu. Onu anladım. Önce canımı yakan şey ondan kendimi ayrı hissetmiş olmamdı. Sanki dışardan biriydi bu saldırının geldiği yer. Birlik bilinci doldu varlığıma. O benden başka, benden öte, benden ayrı değildi . Aynı Tanrının farklı tonlarıydık. Onu bağışladım ve benden özgür bıraktım.

Kollektif bilinç, sevgi ve ışıkla doldukça, bu ve bunun gibi değişmekten korkan varlıklar, kendilerini giderek sıkışmış hissediyorlar. Zaman içinde kendilerine daha uygun ve izole mekanlar bulup aramızdan ayrılacaklar. Önce bu dünyada, sonra bu dünyanın dışında bir yerde, başka bir gezegende belki..Ya da kalıp değişecekler.

Bize yeni bir karton hazırlamak düştü. Olsun. İlki fazla kırmızı olmuş zaten. Bir dahakini mavi ve yeşillerle boyarız.

Bu etkinliği her bir kaç haftada bir yineleyeceğiz. Bize katılmak isterseniz fb mesajı atın lütfen.

Sarılmak ilaç gibi...

+++ yuka'nın, gözleri dışında bir yeri görünmeyen kara öttülü bir kadınla sarıldığı an, işte budur dedim.. Bu kollektif bilinçteki bir perdenin aralandığı an ya da zincirin kırıldığı an olmalı

Daha iyi bir fotoğraf çekemedim maalesef..